Warning: "continue" targeting switch is equivalent to "break". Did you mean to use "continue 2"? in /home/ankmailc/ertugrulonen.com/wp-includes/pomo/plural-forms.php on line 210
O YILLARI ÖZLEM ve İMRENEREK ANIYORUZ – Ertugrul Önen
O YILLARI ÖZLEM ve İMRENEREK ANIYORUZ

Anketlerle halkın nabzı yoklanıyor, gündemlerindeki en önemli maddenin ne olduğu araştırılıyor. Günümüz Türkiye’sinde halkı bir silindir gibi ezen o kadar çok sorun var ki, say say bitmez. Ancak, bu anketlerin tamamında halkın bir numaralı gündem maddesi, en öne koyduğu sorunu ekonomi olarak görünüyor.

Bir halk düşünün ki, emeklisinin büyük çoğunluğu asgari ücretin bile altında bir ücretle yokluğa değil yoksulluğa mahkûm olmuş, neredeyse temel ücret haline gelen asgari ücret insanların ancak yoksulluk sınırının altında bir yaşam sürdürmesine imkân vermekte, diplomalı, diplomasız işsizlik had safhada, gençlerin büyük çoğunluğu umutlarını yurt dışında bir geleceğe bağlamış.

Üretmeyen bir ekonomi, tarımda dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olma efsanesi çökmüş, kronik dış ticaret ve dış ödemeler açığı ve sonucunda ağır dış borç yükü, iki yakasını bir araya getiremeyen devlet bütçesi ile milleti canından bezdiren yüksek yapışkan enflasyon.

Temel gıda maddelerine ulaşamayan, elektrik, doğalgaz faturalarını ödeyemeyen. Ağır kira yükü karşısında artık ailelerin müşterek yaşamaya itildiği bir ortamda halkın gündeminin ilk sırasında ekonomi olmayacaktı da ne olacaktı!

Ülkemiz 1923-1938 arasındaki Atatürk dönemini bir yana bırakırsak ancak kısa süreli başarılı sayılabilecek dönemler geçirmiştir. Bunun dışında genelde zor ekonomik koşullarla sınana sınana bu günlere gelmiştir. Ne var ki son yıllarda yaşanan ekonomik sıkıntıların benzeri hiç olmamıştır.

Atatürk bir ekonomist değildir. Ancak ileri görüşlü, vizyon sahibi ve bir ulusun yaşamında ekonominin önemini çok iyi bilen ve onun gereklerini tavizsiz şekilde yerine getiren bir liderdir. Ekonomiye o kadar önem vermektedir ki, daha Kurtuluş Savaşının harp sahalarında dumanlar tüterken, henüz Lozan Barış Anlaşması yapılarak tam barış ortamına geçilmemişken İzmir de bir İktisat Kongresi toplamıştır.

Ünlü “siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydan gelen zaferler kalıcı olamaz, az zaman da yok olur gider” deyişi ile bir milletin hayatında ekonominin ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu en güzel şekilde ifade etmiştir.

Prof. Dr. Feridun Ergin “Atatürk Zamanında Türk Ekonomisi” isimli kitabında “Atatürk bir dâhidir. Dâhilerin okula ihtiyacı yoktur. Onlar kendilerini yetiştirir. Kendi yollarını kendileri tayin ederler. Dogmaların, doktrinlerin içine sıkışıp kalmazlar” tespitiyle Türk Ulusunun büyük önderini ne güzel tanımlamıştır.

Gerçekten bir ekonomist olmayan Atatürk adeta sıfırdan çağdaş bir ekonomiyi yönetecek kadroları, sanayi okulu sayılabilecek kuruluşları, tarımı ayağa kaldıracak yapılanmaları hazırlayıp, ülkenin hizmetine sunarak gerçek bir ekonomik mucizeye imza atmıştır.

Bugün Kemalist ekonomi diye küçümsenen o 15 yıllık dönemde;

  • İstikrarlı yüksek ekonomik büyüme,
  • Tam istihdam,
  • Hızlı ve dengeli sermaye birikimi,
  • Dengeli gelir dağılımı,
  • Dış ödemeler denkliği,
  • Bütçe denkliği,
  • Fiyat istikrarı,

Sağlanmış “devlet ve fert birbirine karşı değil, birbirinin tamamlayıcısıdır” sözlerine uygun olarak özel teşebbüs desteklenerek ancak, gerekli alanlarda devletin faal olarak devreye girmesi ile ekonomide “Altın Yıllar” diyebileceğimiz 15 başarılı yıl yaşanmıştır.

Eldeki en büyük sermaye yüksek moral, Anadolu devriminin heyecanı ve başta lider olmak üzere kurucu kadronun vizyonu ve konulan hedefe inançları ile milletin onlara güvenidir.

10.yıl nutkunda “Yurttaşlarım az zamanda çok büyük işler yaptık. Yurdumuzu dünyanın en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız” sözleriyle Ulu Önder yalnız kendi inancını değil, ona inanan halkının inancını da dile getirmektedir.

Türkiye o yılların inanmışlık, adanmışlık ve özverisiyle yönetilmeye devam edilseydi bugün batının en gelişmiş ülkeleri düzeyinde olurdu. Hani zaman zaman dillere pelesenk olduğu gibi

“Nereden nereye”

Yaşadığımız ekonomik güçlükler içinde O’nu ve O yılları özlemle ve imrenerek anıyoruz.